HABERLER

Balıklarda Bozulma

3 gün önce 49 Okunma
MAKALE
  Balıklarda meydana gelen bozulmanın hızı aşağıdaki faktörlere bağlıdır:

Balık çeşidi: Bazı yağlı balıklar doymamış yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu hızlı bir şekilde bozulurlar. Trimetilamin oksitçe zengin balıklarda bakteriyel ve enzimatik aktivite sonucu tipik bayat balık kokusu olan trimetilamin oluşur.
Balığın yakalandığı andaki durumu: Balığın yakalanması sırasında fazla mücadele etmesi ve oksijen azlığı sonucunda balığın glikojen kaynakları hızlı bir şekilde tükenir. Bu durumda kas dokuda pH düşüşü daha az olur ve bozulmaya karşı duyarlı hale gelir. Ayrıca yakalandığı sırada barsakları dolu olan balıklar, boş olanlara kıyasla daha hızlı bozulurlar.
Bakteriyel bulaşmanın düzeyi: Çamur, su, işçiler, balığın yüzeyindeki kaygan tabaka ve barsak içeriği kontaminasyon kaynaklarını oluşturur. Makale'nin
MAKALE Doğumla birlikte yavru ve yavru zarlarının boşaltığı abdominal alanda mide kompartmanlarının hareket alanının artması en önemli faktördür. Bu arada özellikle kuru dönemde yüksek kesif yem ve düşük partiküllü kaba yemlerle yemleme abomasum kaymasında etkili olan en önemli faktörlerdir.  
Abomasum kayması vakalarında hayvanlarda ketozis, çok aralıklı yem tüketme, yem tüketiminin durması, yetersiz bağırsak hareketleri, süt veriminde düşme ve halsizlik gibi belirtiler gözlenir. Mideden alıan besinlerin sindirim sisteminin aşağı kısımlarına akışı sınırlandırıldığından midede gaz birikir. Süt sığırı sürülerinde %2-4 oranında vakaya rastlanabilir. Makale'nin

Rumen Asidozundan Korunma

11 gün önce 64 Okunma
MAKALE Rumen Asidozu korunmada en önemli faktör, hayvanlara verilen rasyonun dengeli olmasıdır. Kaba yemle yeterli miktarda hayvanları beslemek hem geviş getirmeyi arttırır hem de asidozisi önlemede yardımcı olur. Geviş getirmeyi arttırarak rumendeki pH değişimlerini tamponlayabilecek tükürük salgısını arttırır. Özellikle yüksek süt verimli ineklere verilen rasyonda kaba yem oranı %35′in altına düşmemelidir ve etkili selülozun hayvanın ihtiyacını karşılayacak şekilde rasyonda bulunması gerekmektedir.    Hayvanlar tane yeme geçilmeden önce, uygun bir alıştırma dönemine tabi tutulmalıdır. Alıştırma için hazırlanan rasyonun %50-60′ı kaba yem, %40-50′si konsantre yem olarak hazırlanır. Hayvanlar 7-10 gün süreyle bu rasyonla beslendikten sonra, rasyondaki kaba yem ve kesif yem oranı normal sınırlara çekilir. Makale'nin
MAKALE Broiler tavuk olarak adlandırılan Etlik Piliç yetiştiriciliği dışarıdan bakıldığında oldukça kolay ve basit görünen bir yetiştiricilik olarak gösterilmekte. Broiler Tavuk yetiştiriciliğinde uyulması gereken bir takvim, bir program olduğunu belirterek dikkat edilmemesi durumunda yetiştiricilere büyük oranda zarar getirdiğini hatırlatmak istiyoruz. İşletme olarak kurulan tesisler, elde ettikleri civcivleri etlik piliç olarak yetiştirebilir, bir kısmının satışını yaparak diğer kısmın damızlık olarak bünyelerinde üretime destek olmalarını sağlayabilir.  Broiler Tavuk yetiştiriciliğinin nasıl yapıldığı ile ilgili kısma gelecek olursak; Damızlıktan etlik olarak çıkan civcivler standartlara ve programa uyacak şekilde 45 gün beslenmektedir. Makale'nin

Süt Proteinleri

25 gün önce 153 Okunma
MAKALE Süt proteini homojen protein olmayıp farklı nitelikte 30’dan fazla fraksiyondan oluşmuştur. Fakat kazein ve serum proteinleri olmak üzere 2 grup altında toplanır. Vücudun yapı taşı olarak kabul edilen proteinlerin beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır.  
• Kazein

Doğada sadece sütte bulunan kazein süt proteinlerinin yaklaşık %80’ni oluşturur. Kazein sütte misel adı verilen parçacıklar halinde bulunur. Her bir kazein miseli α σ-, αs2-, ß- ve κ –kazein gibi bileşenlerden meydana gelmiştir. Misellerde kazeinden başka kalsiyum, magnezyum, fosfat, sitrat, potasyum gibi maddeler de bulunur

A : Alt misel B : Tüyümsü yapı C : Kalsiyum fosfat D : k-kazein E : PO4 grupları • Serum proteinleri

Kazein yağsız sütten herhangi bir yolla uzaklaştırıldığında geriye kalan kısma süt serumu denir ve içerisinde yaklaşık % 0. Makale'nin
MAKALE Clostridium perfringens bakterisinden kaynaklanan orta ve ince bağırsakta yerleşen bir hastalıktır. Hastalığın bulaşması dahilinde sürüdeki ölüm oranları %5-50 çoğunlukla %10 olabilmektedir.    Enfeksiyon oral yolla ve dışkıyla bulaşmaktadır. Hastalık nedenlerini yoğun olarak buğday, çavdar gibi tahıllarla besleme, yüksek protein ağırlıklı besleme, kirli su ve yem, bağırsağı etkileyen bazı hastalıklar (koksidiyoz v.b) olarak gösterebiliriz. Makale'nin
MAKALE Son çalışmalar granüllerin yeni birçok özelliği ile gıda endüstrisinde bir malzeme olarak kullanılabileceğini gösterdi. Ancak henüz plazma ile yeni bir gıda ürünü tasarlanmadı. Bu yazıdaki fikirlerin ışığında moleküler gastronomi ile uğraşan genç şeflerimizin yeni tarifler geliştirmesini ve literatüre girmesini diliyorum.  
Bir çalışmada, yumurtadan elde edilen jeller yumurta sarısı veya sarısındaki parçaların (granül ve plazma) steril su içindeki karragenan (deniz yosunundan elde edilen emülgatör) ile karışması ve ortaya çıkan hamurun pişirilmesi ve sonra soğutulması ile elde edildiği belirtildi. Bu yeni tip jellerin akışkanlık, doku, mikroyapı, renk analizlerinden sonra elde edilen sonuçlardan bazıları şöyle:

Granüllerden elde edilen jellerin en düşük kalori değerine sahip oluğu (protein oranı fazla yağ oranı düşük) saptandı. Makale'nin
YÖNTEM Gıdalarda bulunan yağlar ile havanın oksijeni arasında kendiliğinden oluşan ve otoksidasyon denilen reaksiyonlar oluşur. Her zaman az yada çok hissedilir kalite düşmelerine neden olan bu tür reaksiyonlar gıda endüstrisi açısından istenmez. Kalite düşmesi, renk, koku ve tatda oluşan değişimler ile bazı bileşiklerdeki parçalanmalar ve hatta toksik bileşik oluşması şeklindedir. Etin aerobik oksidasyon ürünlerinin TBA ile renk reaksiyonu verdiğini göstermiştir. Çoklu doymamış yağ asitlerinin otoksidasyonu süresince malonaldehit oluşur. Glasial asetik asitle hazırlanan 2-tiobarbitürik asit çözeltisi, malonaldehitlerle renk oluşumuna neden olarak oksidatif ransidite düzeyinin saptanmasını sağlar. Makale'nin
MAKALE   Salmonellanın iki türünden biri olan pullorum bakterisinin neden olduğu bir hastalıktır.Beyaz yumurtacı ırklar kahverengi yumurtacı ırklara göre bu hastalığa karşı daha dayanıklıdır.Morbidite (hastalık bulaşma oranı) ortalama %10 ila %80 arasındadır.Bağışıklığı düşük ve stresli hayvanlarda ölüm oranı %100 e kadar ulaşabilir. 
Enfeksiyon ağız yoluyla dışkılardan bulaştığı gibi yumurta ile de civcivlere geçmektedir.Çok dirençli bir bakteri olup normal iklim şartlarında aylarca hayatta kalarak enfeksiyon oluşturmaya devam eder.
Belirtiler ;

* İştahsızlık

* Kabarık tüyler

* Gözlerin kısılması

* Beyaz ishal

* Ayakta topallık  
Tedavi ;

Kümesde altlık değiştirilir ve uygun bir şekilde dezenfekte edilir.

Uygun antibiyotiklerle hastalık ilerlemeden tedavi edilmelidir. Makale'nin
MAKALE 1. Escherichia coli enfeksiyonları: Etken E.Coli bakterisi, viral etkenler (İnfeksiyöz Bronşitis Hastalığı Virüsü ve Newcastle Hastalığı Virüsü, Infeksiyöz Laryngotracheitis virüsü), mikoplazma etkenler ile birlikte miks enfeksiyona neden olabilmektedir. Mortalite, enfeksiyonun ilk haftasından itibaren görülür. Mortalite oranı oldukça yüksektir. Genellikle antibiyotikler ile etkili olarak tedavi edilmesine rağmen, antibiyotiklere dirençli kanatlı E. coli suşları ile de karşılaşılabilmektedir. Klinik belirtileri spesifik olmayabilir. Hayvanın yaşına ve sekonder etkili diğer hastalıkların bulunuşuna göre oldukça farklılık gösterebilmektedir. Hastalığın septisemi periyodunu takiben hava keselerinde karaciğer ve kalp kesesinde kalınlaşma, fibrinoid yapı oluşumu çok dikkat çekicidir. Sekonder etkilerin de katkısıyla bazen akciğerde pneumonia görülebilmektedir. Makale'nin

Kodeks Alimentarius Nedir?

2 ay önce 250 Okunma
MAKALE Kodeks Alimentarius tamamıyla Latinceden çevrilmiş bir “gıda kodu” dur. Bu kodeks gıda ticaretinde tüketici sağlığını korumak ve uygulamaların iyi niyet ilişkileri içerisinde sağlanması amacıyla formüle edilmiş, bir seri genel ve çok özel gıda güvenliği, standartlarını kapsamaktadır. Yerel tüketim ya da ihracat için pazara sunulan gıdalar, tüketmek için güvenli ve iyi kalitede olmalıdır. Buna ek olarak, ihraç edilen gıdaların hastalığa sebep olan organizmalar taşımaması gerekir, zira bu tür organizmalar ithalatı yapan ülkelerdeki hayvanlara ya da bitkilere zarar verebilir.  
Kodeks Alimentarius 1960' larda iki uluslararası organizasyon: Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ortak oluşturul muştur. Makale'nin
MAKALE Bu yöntemler elde edilen gıdalar bazı yabancı zararlılara,böcek gibi bazı kemirgenlere karşı dirençli hale getirilmiş oluyor.Bu sebepten dolayı tarım ilaçları kullanımı azalmakta bir nebzede olsa faydalı bir yönü bulunmaktadır.Genlere müdahale edilerek tadı,kokusu,rengi,büyüklüğü gibi bazı fiziksel özellikleri de bu sayede istenilen bir kıvama sokulabilmektedir.  
GDO’nun Zararları

*GDO bazı alerjik hastalar için tehlikelidir hatta öldürücü etkilere sebep olabilmektedir.

*Bazı haşerelerden uzaklaşması için bitkiye yapılan müdahale insanlara kadar etki etmektedir.Yapılan araştırmalarda hamile kadınların fetüs ve kanlarında rastlandığı gözlenmiştir.

*Hormonal denge bozma etkileri bazı araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

*Çevresel olarak bazı böcek türlerine zarar vererek ekosisteme olumsuz etkisi vardır. Makale'nin