ATP Cihazlarında Neden Farklı RLU Değerleri Görülür?



45 kez okundu

23 sa. önce eklendi

Gıda üretimi, hastane hijyeni, kozmetik üretimi, ilaç üretimi ve hassas üretim alanlarında temizlik kontrolünün en önemli amacı, yüzeyde üretimden, insandan, sudan, havadan veya çevreden kalan organik yükün izlenmesidir. ATP biyolüminesans sistemleri bu amaçla geliştirilmiş hızlı hijyen izleme araçlarıdır. Bu sistemler, yüzeyde bulunan ATP’yi luciferin-luciferaz reaksiyonu ile ışığa dönüştürür ve oluşan ışık cihaz tarafından RLU, yani Relative Light Unit olarak okunur. ATP varlığı yüzeyde organik kalıntı, gıda artığı, hücre materyali veya mikrobiyal kaynaklı biyolojik yük olabileceğini gösterir; ancak ATP testi tek başına bakteri sayımı veya patojen tanımlama testi değildir. Bu nedenle ATP cihazlarını doğru anlamak için ilk bilinmesi gereken nokta şudur: ATP testi, “sterilite testi” değil, “temizlik etkinliği ve organik kalıntı kontrolü” testidir. Nitekim bilimsel literatürde ATP’nin yüzeydeki organik kalıntı ve temizlik yetersizliğini gösterdiği, fakat bakteri veya alerjen proteinleri doğrudan tespit etmediği açıkça belirtilmektedir.

ATP cihazlarının verdiği RLU değerlerinin farklı cihazlarda farklı çıkmasının temel sebebi, RLU’nun uluslararası fiziksel birim gibi sabit ve evrensel bir ölçü olmamasıdır. RLU, lux, watt, gram veya CFU gibi doğrudan fiziksel karşılığı olan standart bir birim değildir. RLU, cihazın optik sistemi, dedektör tipi, elektronik amplifikasyonu, yazılım algoritması, ölçüm süresi, swab yapısı, reaktif formülasyonu ve ışık toplama verimliliği ile oluşan sistem-içi göreceli bir sinyaldir. Berthold Technologies’in teknik açıklamasında da RLU’nun fiziksel anlamı olan mutlak bir birim olmadığı ve farklı cihazlar arasında çoğu zaman doğrudan karşılaştırılamayacağı belirtilir; hatta farklı cihazların aynı ışık sinyalini çok farklı sayısal aralıklarda gösterebileceği açıklanır.



Bu nedenle bir ATP cihazında 10 RLU olarak okunan değer ile başka bir ATP cihazında 100 veya 250 RLU olarak okunan değer, ilk bakışta çok farklı görünse bile aynı temizlik karar sınıfına denk gelebilir. Buradaki bilimsel değerlendirme “hangi cihaz daha doğru rakam veriyor?” şeklinde değil, “hangi sistem kendi validasyonu içinde temiz, sınırda ve kirli ayrımını tutarlı yapıyor?” şeklinde yapılmalıdır. Çünkü ATP sisteminde sadece luminometre değil; swabın yüzeyden ATP toplama kapasitesi, swab ucunun lif yapısı, hücre parçalayıcı kimyasal, luciferaz reaktifi, reaktifin stabilitesi, reaksiyon kinetiği, ölçüm penceresi, sıcaklık toleransı ve cihazın optik hassasiyeti birlikte sonuç üretir. Food Safety Magazine’de yayımlanan teknik değerlendirmede de ATP sistemlerinin swab, reaktif ve luminometre bileşenlerinin üreticiye göre değiştiği; RLU değerlerinin farklı üreticilerin cihazları arasında doğrudan karşılaştırılmasının uygun olmadığı, sonuçların her sistemin kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

ATP cihazları arasındaki farklı RLU değerlerinin bir başka sebebi yüzeyden örnek alma verimidir. Aynı yüzey üzerinde bile swabın bastırılma kuvveti, kaç kez sürüldüğü, hangi yönde sürüldüğü, yüzeyin pürüzlü veya düz olması, yüzeyde çizik, yağ, protein, nişasta, temizlik kimyasalı veya dezenfektan kalıntısı bulunması sonucu etkiler. Bu yüzden sahada en sık yapılan hata, farklı cihazların tek bir nokta üzerinden verdiği ham RLU değerlerini doğrudan kıyaslamaktır. Doğru kıyaslama, aynı yüzey türlerinde, aynı temizlik prosedüründen sonra, aynı numune alma alanında, aynı operatör eğitimiyle ve yeterli tekrar sayısı ile yapılmalıdır. Diatek uygulamalarında da karşılaştırılabilir test için yüzey örneklemesinin standartlaştırılması gerektiği, aynı noktadan belirli alanda tekrarlı ve çapraz yönde örnek alınmasının önemi vurgulanmaktadır.

Farklı cihazların birbirini doğrulaması, ham RLU rakamlarının aynı çıkması anlamına gelmez. Doğrulama, aynı hijyen durumunu aynı karar yönünde göstermesi demektir. Örneğin kirli bir yüzey her iki sistemde de yüksek riskli, etkili temizlik sonrası yüzey her iki sistemde de düşük riskli görünüyorsa; cihazların verdiği sayılar farklı olsa bile karar davranışı birbirini doğruluyor demektir. Bu nedenle validasyonda üç temel bakış kullanılır: temizlik öncesi ve sonrası yüzde azalma, aynı kontrol noktasında tekrar edilebilirlik ve mikrobiyolojik/organik kalıntı testleriyle karar uyumu. Bir yüzeyde temizlik öncesi 8.000 RLU, temizlik sonrası 80 RLU okunması ile başka cihazda temizlik öncesi 50.000 RLU, temizlik sonrası 500 RLU okunması, ham rakam olarak farklıdır; ancak her iki cihaz da yaklaşık %99’luk temizlik etkinliği gösteriyorsa, hijyen yönetimi açısından aynı prosesi doğrulayabilir.

Bu noktada ATP testlerinin mikrobiyolojik kültür yöntemleriyle ilişkisi doğru kurulmalıdır. ATP sonucu ile CFU sonucu bire bir aynı şey değildir. ATP, canlı veya ölü hücreden, gıda kalıntısından, biyolojik materyalden veya organik artık yükten kaynaklanabilir. CFU ise belirli koşullarda üreyebilen canlı mikroorganizma sayısını gösterir. Bu yüzden ATP sonucu “bakteri sayısı” gibi yorumlanamaz. Hygiena’nın teknik dokümanında da ATP testlerinin organizma testi olmadığı, RLU değerlerinin doğrudan CFU değerleriyle korele edilemeyeceği ve mikrobiyolojik testlerin yerine geçemeyeceği belirtilmektedir. Buna karşılık ATP testi, temizlik sonrası yüzeyde organik yük kalıp kalmadığını hızlı biçimde gösterdiği için kültür yöntemlerinin güçlü bir tamamlayıcısıdır. Kültür 24–72 saat bekletirken ATP saniyeler içinde geri bildirim verir; bu, üretim başlamadan önce temizlik uygulamasını düzeltme imkânı sağlar.

Bilimsel çalışmalarda ATP ve kültür yöntemlerinin her zaman bire bir korelasyon göstermediği, fakat temizlik kalitesini izleme ve problemli yüzeyleri belirleme açısından birlikte değerli olduğu görülmektedir. Örneğin hastane yüzeyleriyle ilgili bir çalışmada ATP biyolüminesans testinin kültür yöntemlerinin alternatifi olmadığı, fakat temizlik prosedürlerinin etkinliğini değerlendirmede yararlı olduğu ve her tesisin kullandığı cihaza, risk seviyesine ve kendi saha verilerine göre referans değer belirlemesi gerektiği vurgulanmıştır. Aynı çalışmada ATP’nin organik materyal göstergesi olduğu, mikrobiyal kontaminasyonun bire bir göstergesi olmadığı, yüzey özellikleri ve kimyasal kalıntıların ölçümü etkileyebileceği de açıklanmıştır.

Temiz ve kirli ayrımında en sık yapılan yanlış, internette görülen tek bir RLU limitini her işletmeye uygulamaktır. Oysa bilimsel olarak tek ve evrensel bir “temiz RLU değeri” yoktur. Çünkü süt işletmesinde, et işletmesinde, sebze işleme hattında, kozmetik dolum hattında, hastane yoğun bakım yüzeyinde, paslanmaz çelik tankta, konveyör bandında, kesim tahtasında ve plastik kasada kabul edilebilir organik yük aynı değildir. Yüzeyin ürünle doğrudan temas edip etmemesi, ürünün mikrobiyal risk seviyesi, alerjen riski, yüzey malzemesi, temizlik yöntemi, dezenfektan tipi ve üretim arası bekleme süresi limitleri değiştirir. Nitekim üretici teknik dokümanları da paslanmaz çelik gibi kolay temizlenen yüzeylerde daha düşük limitler, gözenekli, çizikli, oluklu veya konveyör bandı gibi zor temizlenen yüzeylerde daha yüksek limitler gerekebileceğini belirtmektedir.

Bu nedenle temiz-kirli ayrımında standart kabul edilmesi gereken şey tek bir RLU rakamı değil, işletmeye özgü valide edilmiş hijyen karar sistemidir. Bu sistemde önce kritik kontrol noktaları belirlenir. Ürünle doğrudan temas eden yüzeyler, personel temas noktaları, dolum ve paketleme alanları, bıçaklar, kesme yüzeyleri, bantlar, tank çıkışları, CIP dönüş noktaları ve yüksek riskli ekipmanlar ayrı sınıflandırılır. Sonra her yüzey için etkili temizlik sonrası beklenen RLU aralığı sahada ölçülür. Temizlik gerçekten iyi yapıldıktan sonra aynı noktadan farklı günlerde en az 5–10 tekrar ölçüm alınır. Hygiena’nın limit belirleme dokümanında da özel RLU limitleri için kontrol noktalarının belirlenmesi, istenen temizlik seviyesine kadar yüzeylerin temizlenmesi, her kontrol noktasında 5–10 tekrar test yapılması ve ardından alt/üst limitlerin hesaplanması önerilmektedir.



Pratikte uygulanabilir bilimsel model şu şekilde kurulabilir: “Geçti” limiti, iyi temizlenmiş yüzeylerden elde edilen ortalama veya medyan değere göre belirlenir. “Kaldı” limiti ise bu değerin üzerine güvenlik payı eklenerek hesaplanır. Teknik dokümanlarda üst limitin, alt limitin üç katı olarak veya ortalama değere standart sapmanın üç katı eklenerek belirlenebileceği açıklanır; standart sapma temelli yaklaşım daha güçlüdür çünkü temiz yüzeylerdeki doğal varyasyonu hesaba katar. Böylece işletme sadece anlık ölçüm yapmaz; aynı zamanda trend izler, problemli yüzeyleri tanımlar, temizlik personeline anında geri bildirim verir ve hijyen yönetimini sayısal olarak güçlendirir.

Gıda üretiminde en doğru yaklaşım üç seviyeli karar sistemidir: temiz, uyarı ve kirli. “Temiz” seviyesi, yüzeyin işletme tarafından valide edilmiş kabul değerinin altında olduğunu gösterir. “Uyarı” seviyesi, yüzeyin doğrudan başarısız sayılmasa da temizlik kalitesinin zayıflamaya başladığını gösterir. “Kirli” seviyesi ise yüzeyin yeniden temizlenmesi, tekrar ölçülmesi ve gerekiyorsa temizlik prosedürünün gözden geçirilmesi gerektiğini gösterir. Bu üçlü sistem, üretim yönetimi açısından çok değerlidir; çünkü sadece “geçti/kaldı” kararı vermek yerine temizlik performansındaki bozulmayı erken gösterir. Böylece işletme kriz oluşmadan düzeltici faaliyet başlatabilir.

ATP cihazlarında cihazlar arası doğrulama yapılacaksa ham RLU değerleri eşitlenmeye çalışılmamalıdır. Bunun yerine aynı yüzeylerde paralel validasyon yapılmalıdır. Örneğin bir işletmede VeriTech ATP sistemi ile başka bir ATP sistemi karşılaştırılacaksa, önce 20–30 farklı yüzey noktası seçilir. Her noktada temizlik öncesi ve sonrası ölçüm alınır. Ölçümler aynı yüzey alanında, mümkünse komşu alanlardan, aynı operatör ve aynı prosedürle yapılır. Daha sonra cihazların ham RLU değerleri değil; “temizlik sonrası düşüş oranı”, “temiz/kirli sınıflandırma uyumu”, “tekrar edilebilirlik”, “riskli yüzeyleri yakalama başarısı” ve “mikrobiyolojik/kalıntı testleriyle uyum” değerlendirilir. Bu şekilde iki sistemin aynı hijyen kararını verip vermediği anlaşılır.

ATP validasyonunda mikrobiyolojik kültür, protein kalıntı testi ve görsel kontrol birlikte kullanılmalıdır. Görsel temizlik, kaba kirliliği gösterir ama mikro kalıntıyı göstermez. ATP testi organik yükü hızlı gösterir ama hangi mikroorganizmanın bulunduğunu söylemez. Protein kalıntı testi özellikle alerjen ve protein bazlı ürün kalıntıları için ek güvence sağlar. Kültür yöntemi ise canlı mikroorganizma varlığı ve sayısı için gereklidir. Diatek laboratuvar kurulum yaklaşımında da yüzey, personel, ürün, su ve ortam havası kontrolleri için hızlı hijyen testleri, DiaSwab, Hytech Slide, petri hazır besiyerleri, membran filtrasyon ve hava/yüzey hijyen çözümlerinin birlikte kullanılması önerilmektedir. Bu bütünleşik yaklaşım, ATP sonucunu tek başına yorumlamak yerine hijyen sisteminin tamamını güçlendirir.

Önemli bir nokta da dezenfeksiyon ile temizlik arasındaki farktır. Dezenfektan mikroorganizmaları azaltabilir; fakat yüzeyde protein, yağ, şeker, nişasta veya ürün kalıntısı kalmışsa ATP yüksek çıkabilir. Bu durumda sorun cihazda değil, temizlik ve durulama etkinliğinde olabilir. Aynı şekilde güçlü oksidan dezenfektanlar, deterjan kalıntıları veya bazı kimyasallar ATP reaksiyonunu baskılayabilir ya da ölçümü etkileyebilir. Bu nedenle ATP ölçümü daima temizlik ve dezenfeksiyon prosedürü tamamlandıktan, yüzey uygun şekilde durulandıktan ve kimyasal interferans riski değerlendirildikten sonra yapılmalıdır. Bilimsel çalışmalarda hipoklorit bazlı dezenfektanlar, kimyasal kalıntılar, yüzey özellikleri ve temizlik materyallerinin ATP ölçümlerini etkileyebileceği belirtilmiştir.

Numune alma alanı da standartlaştırılmalıdır. Yaygın uygulamalarda 10 × 10 cm, yani 100 cm² alan örneklenir. Gıda temas yüzeylerinde yapılan bir ATP çalışmasında, her yüzeyden ATP ölçümü için 100 cm² alanın örneklendiği ve sonuçların RLU/100 cm² olarak ifade edildiği görülmektedir. Hastane yüzeylerinde yapılan başka bir çalışmada da ATP örneklemesi 10 × 10 cm alandan yapılmış, sonuçlar RLU olarak raporlanmış ve ışık şiddetinin ATP miktarıyla orantılı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle sahada kullanılan standart protokol net olmalıdır: hangi alan örneklendi, kaç kez sürüldü, hangi yönde sürüldü, ölçüm kaç saniye içinde yapıldı, yüzey ne zaman temizlendi, hangi kimyasal kullanıldı ve ölçüm hangi cihaz/swab lotuyla yapıldı?

Temiz-kirli ayrımında genel başlangıç limitleri kullanılabilir; ancak bunlar nihai bilimsel standart yerine ön validasyon aracı olarak görülmelidir. Örneğin bazı sistemlerde 10/30 RLU veya 20/60 RLU gibi üretici ön limitleri bulunabilir. Hygiena dokümanında SystemSURE Plus için 10 RLU “pass” ve 30 RLU “fail” varsayılan değerleri, EnSURE/EnSURE Touch sistemlerinde ise cihaz hassasiyet farkı nedeniyle farklı ön programlanmış limitler açıklanmıştır; aynı doküman bu limitlerin her tesisin ihtiyacına göre doğrulanıp ayarlanması gerektiğini özellikle vurgular. Bu örnek bile cihaz hassasiyeti değiştiğinde aynı üretici içinde dahi RLU limitlerinin değişebileceğini gösterir.

Akademik çalışmalarda farklı yüzey grupları için farklı ATP kabul limitleri kullanılmaktadır. Bir üniversite yemekhanesinde yapılan gıda temas yüzeyi çalışmasında, yüzeyler temizlik sonrası ortalama RLU/100 cm² değerlerine göre sınıflandırılmış; bazı yüzeyler için <100, bazıları için <150, daha zor temizlenen yüzeyler için <400 RLU/100 cm² gibi farklı limitler belirlenmiştir. Aynı çalışmada paslanmaz çelik gibi kolay temizlenen yüzeylerde daha sıkı limitlerin, kesme tahtası gibi çizik ve gözenek oluşturabilen yüzeylerde daha yüksek limitlerin gerekçelendirilebileceği belirtilmiştir. Bu da temiz-kirli ayrımında “tek değer” yaklaşımının değil, “yüzey-risk-proses bazlı limit” yaklaşımının bilimsel olarak daha güçlü olduğunu gösterir.

Sonuç olarak ATP cihazlarında farklı RLU değerleri görülmesi normaldir ve bu durum cihazların işe yaramadığı anlamına gelmez. RLU, sistem-içi göreceli sinyal olduğu için farklı cihazların ham sayıları doğrudan eşitlenemez. Doğru bilimsel yaklaşım, her cihazı kendi swab ve reaktif sistemiyle birlikte değerlendirmek, işletmeye özgü referans değer oluşturmak, temizlik öncesi-sonrası düşüşü izlemek, yüzey bazlı limitler belirlemek ve ATP sonucunu mikrobiyolojik kültür, protein/alerjen kalıntı testi ve görsel kontrol ile birlikte yorumlamaktır. Temiz ve kirli ayrımında standart kabul edilmesi gereken şey “evrensel RLU rakamı” değil; valide edilmiş, tekrarlanabilir, yüzeye ve riske göre tanımlanmış hijyen karar sistemidir.

Diatek açısından müşterilerimize verilecek en doğru mesaj şudur: ATP cihazı bir “rakam yarışı” cihazı değildir; temizlik performansını görünür kılan hızlı bir hijyen yönetim sistemidir. Aynı cihaz, aynı swab, aynı yüzey alanı, aynı numune alma tekniği ve işletmeye özel belirlenmiş limitlerle kullanıldığında ATP sistemi temizlik doğrulamada güçlü, hızlı ve sahada uygulanabilir bir bilimsel kontrol aracıdır. Bu sistem doğru kurulduğunda işletme sadece kirlenmeyi tespit etmez; temizlik kalitesini yükseltir, personel farkındalığını artırır, HACCP/SSOP kayıtlarını güçlendirir ve üretim güvenliğini sürdürülebilir hale getirir.

TAVSİYE ÜRÜNLER

Gıda Hijyeni ve Güvenliği ATP Cihazlarında Neden Farklı RLU Değerleri Görülür?