HABERLER

Brahma Tavuk Cinsi

14 gün önce 162 Okunma
MAKALE Brahma Tavuk Cinsi Tarihçesi

Brahma ismi ilk kez 1800’lerin ortalarında “Şangay” olarak adlandırılmıştır. 1850’li yıllarda Amerika ve İngiltere’de Tavuk besleme tutkusunu alevlendiren cins Brahma olmuştur.

“Şangay” Malay ve Cochin ırkının melezlenmesi ile ortaya çıkmıştır. ABD’ye Çin’in Şangay kentinde bulunan denizciler tarafından getirildiğinden beri bir süre bu isim ile anılmıştır. Başta Malay ve Cochin ırklarının ardından çeşitli tavuk cinsleri ile yaklaşık 50 yıl boyunca melezlenmesi sonrasında Brahma bugünkü standartlarına kavuşmuştur.
Brahma Tavuk Cins Standartları

Resmi olarak Light, Dark ve Buff Brahma türleri standart olarak kabul görmektedir. Light Brahma ve Dark Brahma 1865’te İngiliz Tavukçuluk Standardı’na dahil edilmiştir. Makale'nin

Aspergillus Nedir ?

16 gün önce 178 Okunma
MAKALE
  Büyüme ve dağılımı

Aspergillus türleri aerobiktirler ve bol oksijenli hemen her ortamda rastlanırlar, yüzeyde küf olarak büyürler. Mantarlar genelde bol karbonlu yüzeylerde, glikoz gibi monosakkaritler ile büyümelerine karşın, Aspergillus amilaz enzimleri salgıladığı için nişasta gibi polisakkaritleri de kullanabilir. Bu yüzden Aspergillus türleri ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerin bozulmalarında sıkça görülür, ayrıca çoğu bitki ve ağaç üzerinde de büyürler.

Glikoz, früktoz, maltoz ve nişasta gibi karbon kaynakları ile büyüyebilmelerinin yanı sıra çoğu Aspergillus türü besin maddelerinin çok düşük konsantrasyonda olduğu veya başka organizmaların kullanmadığı besin kaynaklarının olduğu ortamlarda da büyüme yeteneğine sahiptir. Bunun başlıca örneği olan A. Makale'nin

Tavuklarda Yem Zehirlenmeleri

23 gün önce 171 Okunma
MAKALE Yem Toksikasyonları (Zehirlenmeler )

Hayvan, yemi hayvansal ürüne çeviren canlı bir makinedir. Yem girer, et çıkar, yumurta çıkar, civciv çıkar. Yem ne kadar iyi ve kaliteli olursa, üründe iyi olur. Bozuk yemler hem ürünü bozar, hem de canlı makineyi. Yani tavuğu, pilici, hindiyi hasta eder. İşte konumuz yemlerin yol açtığı bu bozukluklar: 

Mikotoksinler

Bunlar, besinlerin ve yemlerin küflenmesi ile meydana gelen zehirli maddelerdir.

Küf mantarları yemlerin tadını bozar. Küflenme olunca mantarların sporları yaygınlaşır. Bunlar da besinleri zehirli hale getirir. Böyle yemler tozlu ve lifli görünür.   Ortam uygun olursa…Yemlerde mantarların üreyip mikotoksinlerin oluşabilmesi için ortamın uygun olması lazımdır.

Bunlardan birisi rutubet: Hasat zamanı ıslanan ve ıslak kalan yemlerde mantar ürer. Makale'nin

Tavuklarda Grip Hastalığı

bir ay önce 197 Okunma
MAKALE Yine büyümede ve yumurta veriminde düşüşler görülür. Yumurtacı sürülerde kümes sıcaklığının 15’c’ nin daha altına düşmesi halinde yumurta veriminde düşüşler görülür. Sıcaklığın çok düşmesi (-25’c) ölümlere yol açabilmektedir. Soğuk mevsimlerde kümeslerin gereği kadar (minimum) havalandırılması da önemlidir. Aslında iyi idare edilen kümeslerde kümes sıcaklığı ile kümesin havalandırılması arasındaki denge gereği gibi kurulmuş olmalıdır.  
Kümeslerde havalandırmayı durdurarak sıcaklığı yükseltmek doğru bir davranış değildir. Soğuk mevsimlerde Gereği kadar havalandırılmayan kümeslerde havanın nem oranı yükselir. Bu durum civciv, piliç ve tavukların solunum sırasında nefesleri ile dışarıya buhar şeklinde su çıkarmaları ile ilgilidir. Makale'nin

Ultraviyole Işınlar

bir ay önce 231 Okunma
MAKALE Ultraviyole ışınların en büyük kaynağı güneştir. Güneşten yayılan enerjinin yaklaşık % 9'u ultraviyole radyasyonudur. Bunun da ancak % 14'ü 3000 A°'dan küçük dalga boylu bölgeye aittir. Güneşten gelen mor ötesi ışınların yarıdan fazlası atmosferde tutulur. Atmosferde tutulan (absorbe olan) radyasyonun ekserisi küçük dalga boylu radyasyonlardır. Öyle ki, 3000 A° olan küçük dalga boylu ışınlar, yeryüzüne hemen hemen hiç gelmez.  
Ultaviyole ışınlar görünen ışınlar gibi optik kurallarına uyarlar. Kuvars, florit ve damıtık sudan rahatlıkla geçtikleri halde, görünen ışınlar için geçirgen olan birçok madde tarafından tutulurlar. Mesela alelade pencere camı 3000 A°dan kısa dalga boylu ışınları geçirmez. Makale'nin
MAKALE Laboratuvar ortamında yapılan araştırmalar, suni olarak aerosolleştirilmiş (serpintiye dönüştürülmüş) koronavirüsün havada en az üç saat canlı bir halde asılı kalabildiğini ortaya koydu.

Bununla birlikte farklı yerlerde görülen bazı süper bulaştırıcı vakalar da havadan bulaşma kuşkularını güçlendiriyor.

ABD'nin kuzeybatısındaki Washington eyaletinde bulunan Mount Vernon'da tek bir kişinin koro provasında en az 45 kişiye virüsü bulaştırdığı görüldü.

  Virüsün bulaştığı bazı kişilerin, prova boyunca virüsü bulaştıran kişiye 2 metreden fazla yaklaşmadığı tespit edildi.

Benzer bir olay da Çin'in Guangju kentinde yaşandı. 24 Ocak akşamı bir restoranda yemek yiyen ve koronavirüs taşıyan bir kişi, aynı mekandaki dokuz kişiye daha virüs bulaştırdı. Makale'nin
MAKALE
 
İzleme – Tavukların ve kümesin sık sık izlenmesi, erken teşhis hayat kurtarıcıdır.
Karantina – Kümese yeni dahil edeceğiniz tavukları en az 15 gün karantina altında alarak incelenmelisiniz.
Sürünün tamamını tedavi edin – Sürü içerisinde sadece bir tavukta bit görseniz dahi tüm tavuklara tedavi uygulayın. Sürünüzün tamamını tedavi etmek bitlerin çoğalmasını önleyecektir.
Toz banyosu – Tavukların diyatomlu toprak serpilmiş kumlanma alanlarının var oluşu kendilerini tedavi etmelerini sağlayacaktır. Tavuklar zeki ve bakımlı hayvanlardır. Daha sorunlar başlamadan çok önce tedbir almaya başlarlar.


Ne yazık ki çoğu küçük hobi kümesinin tavuk biti tarafından istilaya uğraması kaçınılmazdır. Korunma yolları ve düzenli kontroller bu istilaya maruz kalmamanın en iyi yoludur. Makale'nin
MAKALE Gram (-) bir bakteri olan Salmonella gallinarum’un neden olduğu, genellikle tavuk ve hindilerde rastlanan, akut ve kronik seyreden, özellikle damızlık ve yumurtacı sürülerde yumurta verim düşüklüğü ile karakterize olan, bakteriyel bir hastalıktır. Hastalığa en çok tavuklar duyarlıdır. Kahverengi yumurtacılar, beyaz yumurtacılara oranla hastalığa daha duyarlıdır. Genellikle 12 haftalık ve daha yaşlı ergin tavuklarda rastlanır. Hastalığın ortaya çıkması 2-3 gündür. Ölüm oranı %10-40 arasındadır.

BULAŞMA:

Horizontal yolla (Etkenle bulaşık dışkı, yem ve su ) bulaşma görüldüğü gibi Vertikal yolla da ( Yumurtalık veya yumurta kanalındaki enfeksiyonlar sırasında yumurta yolu ile damızlıklardan civcive geçerek ) bulaşma şekillenmektedir. Kuluçka makinelerinde etkenle bulaşık kirli yumurtalar embriyo ölümlerine neden olmaktadır. Makale'nin
MAKALE Nişasta Miktarı:

Besinlerde genel olarak fazla miktarda bulunan karbonhidrat nişasta olup, bu besinlerin glisemik indekslerini etkileyen başlıca faktördür. Nişastanın türü ve amiloz/amilopektin oranı da yenilen besinin glisemik indeksini etkiler. Amiloz oranının amilopektinden fazla olması düşük glisemik indeksi sağlar. Örneğin; amiloz içeriği yüksek olan baklagillerin glisemik indeksi düşük, amilopektin içeriği yüksek olan buğday ununun ise glisemik indeksi yüksektir. Pirinçlerde bu indeks pirincin türüne göre değişir. Sindirilemeyen dirençli nişasta, emilmeyip doğrudan kalın bağırsağa geçer ve kan şekerini pek yükseltmez. Bu sebeple, dirençli nişasta içeriği yüksek besinlerin glisemik indeksi düşüktür diyebiliriz. Makale'nin
MAKALE Pullorum hastalığı spesifik etkeni Salmonella pullorum ‘dur. Gram negatif, sporsuz, hareketsiz ve kapsülsüz olan bu mikroorganizma genellikle çomakcıklar, bazen de uzun flamentler halinde görülür.

Etken, katı besi yerlerinde 24-48 saat içinde gözle görülebilecek büyüklükte parlak, yuvarlak, bombeli, kenarları düzgün gri renkte ve S formunda koloniler meydana getirir. Sıvı besi yerlerinde zayıf, homojen, dipte tortu ve üstte pelikül oluşturmadan bir üremeye rastlanır.

Mikroorganizma kemoterapötik ve dezenfektanlara karşı değişik derecelerde duyarlıdır. Etkenin kontamine materyallerde ve dış ortamda 14 ay, kümes koşullarında 3-3.5 ay, yemlerde 2 ay canlı kalabildiği bildirilmiştir.

Mortalite, 7-10 günde % 100 ‘e kadar çıkar. Makale'nin
MAKALE Akrilamid, ilk kez 1893 yılında Almanya’da Christian Moureau tarafından kimyasal bir bileşik olarak bulunmuştur. Ticari olarak 1952-1954 yılları arasında kimyasal amaçlı olarak Almanya’da kullanılmış, gıda ve sulardaki önemi ise 2002 yılında İsveç Ulusal Gıda Dairesi (NFA) ve Stokholm Üniversitesi’nden bilim adamlarınca açıklanmıştır.  İsveçli bilim adamlarının açıklamasının ardından yapılan çalışmalarda, kızartılmış, fırınlanmış ve kavrulmuş gıda maddelerinin hemen tamamında birkaç ppb seviyesinden birkaç ppm seviyesine kadar değişen miktarlarda akrilamid tespit edilmiştir. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm dünyada büyük ilgiyle karşılanmış ve konu ‘ciddi problem’ olarak ele alınmıştır. Makale'nin
MAKALE Farklı küfler tarafından farklı mikotoksinler üretilmektedir. Bunlar için de en yaygın ve tehlikeli olanlardan birisi de aflotoksinlerdir. Aflotoksinler; küflerin uygun sıcaklık, nem ve besi ortamında gelişmesiyle oluşmaktadır. Sert kabuklu yağlı-kuru meyveler (fındık, yer fıstığı, antep fıstığı,v.b.), bazı kuru meyveler (kuru incir, kuru üzüm,v.b.) , yağlı tohumlar (pamuk tohumu), özellikle mısır, susam başta olmak üzere tahıllar ve baharatlar (kırmızı biber, karabiber, hindistan cevizi v.b.) aflatoksin yönünden riskli ürünlerdendir. Bazı hayvansal ürünlerde (et, süt, peynir v.b.) aflatoksin içerebilmektedir. Ayrıca un ve unlu mamuller, kahve çekirdeği, hurma, badem gibi ürünlerde de aflatoksin oluşabilmektedir.    Alınabilecek Önlemler

1. Küflerle bulaşık olmayan, küf gelişmesine dayanıklı tohumluk, damızlık kullanılarak işe başlanmalıdır. Makale'nin