HABERLER

MAKALE  Kullanılan Kimyasallar

Ayarlı 0.1 N Gümüş Nitrat (AgNO3) Çözeltisi
% 5 lik K2CrO4

Deneyin Yapılışı

Analizi yapılacak katı numune, 100-110 °C da bir saat kadar kurutulur ve 0.20-0.25 g arasında 0.1 mg duyarlıkla (Ws) tartılır. Dikkatle erlene aktarılır ve yaklaşık 50 ml damıtık suda çözülür. % 5 lik K2CrO4 çözeltisinden 1.0 ml eklenir. Çözelti ayarlı 0.1 N AgNO3 çözeltisi ile Ag2CrO4 ın kırmızı rengi kalıcı olana kadar titre edilir. Dönüm noktasına yaklaşılırken titrant çok yavaş eklenmelidir. Öncelikle çözeltide oluşan kırmızı renk gidene kadar çözelti çalkalanmalı daha sonra titrant damla damla eklenmelidir. Harcanan titrant hacmi (VAg) not edilir.

Verilen numune çözelti halinde ise, % 5 lik K2CrO4 çözeltisinden 1.0 ml eklenir ve doğrudan AgNO3 ile yukarıda anlatıldığı şekilde titre edilir. Makale'nin
MAKALE 1. Serbest Su

Gıda içerisinde solvent ya da çözücü olarak bulunan sudur. Fiziksel olarak doku içerisine hapsedilmiştir. Gıdalarda en çok bulunan ve kolay ayrışabilen su formudur. Gıdalardaki biyolojik ve kimyasal değişikliklerden kaynaklanan bozulmaların sebebi gıdaların yüksek miktarda serbest su içermesidir. Ayrıca gıdalarda fiziksel değişmelere de neden olmaktadır.

Gıdaların içerdiği su birçok bileşen için çözücü görevi görür. Bu nedenle su miktarının düşürülmesi için pek çok gıda muhafaza yöntemi geliştirilmiştir. Gıdaların muhafaza sürelerinin artırılmasında kullanılan yöntemler (kurutma, konsantre etme, dondurma, tuz – şeker ilavesi gibi) serbest su içeriğinin azaltılması esasına dayanır. Makale'nin

Hazır Gıdalarda Tuz Tayini

4 ay önce 596 Okunma
MAKALE Enzimatik esmerleşme, meyvelerde (kayısılar, armutlar, muzlar, üzümler), sebzelerde (patatesler, mantarlar, kıvırcık salata) ve ayrıca deniz ürünlerinde (karidesler, dikenli ıstakozlar ve yengeçler) görülebilir. Enzimatik esmerleşme, özellikle hasat sonrası taze meyvelerin depolanmasında, meyve sularında ve bazı kabuklu deniz hayvanlarında kaliteye zarar verir. Diğer bir yandan enzimatik esmerleşme, çayın, kahvenin ve çikolatanın kokusu ve tadı için zorunludur.

Sıcaklığın Etkisi:

Bütün enzimler sıcağa karşı çok duyarlıdır. Enzimler genellikle (70-80°C) 75°C’nin üzerinde sıcaklıklarda kısa sürede inaktif hale gelirler. Enzimlerin inaktif olduğu sıcaklık derecesi her enzim için farklıdır.  Inaktivasyon sıcaklığı üzerine gıdanın pH derecesi de oldukça etkilidir. Makale'nin
MAKALE Gıda üretim tesisleri, gıda işleme tesisleri, laboratuvarlar, gıda ambalajı, gıda lojistik ve depolama tesisleri, restoran ve ağırlama sektörlerindeki mutfakların da dahil olduğu Gıda Sektörü günümüzde birçok sorun ile karşı karşıya kalmaktadır:  

- Ürünlerin daha üzün süre taze olarak kalması
- Daha uzun raf ömrü
- Gıda sanayinde Salmonella,E. coli, Campylobacter, Listeria vb. mikrobik tehditler.
- Geliştirilmiş ürün kalitesi ve düşük müşteri şikayetleri
- Geliştirilmiş üretim ve lojistik verimliliği
- HACCP uyum (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları)
- Daha az fire
- Karbon azaltma programları

Gıdaların, üretim, ambalajlama, bekleme, işleme, taşıma esnasında kirli yüzeylerle ve kirli hava ile temas etmesi raf ömürlerinin kısalmasına neden olan önemli etkenlerden biridir. Makale'nin
MAKALE
  Araştırmacılar, öksürük veya hapşırık sonucu oluşan mikroskobik damlacıkları kopayalayan bir aerosol hazırladı. Testler, virüsün aerosol içinde en az üç saat daha yaşadığını veya insanlara bulaşabildiğini gösterdi.

Plastik veya paslanmaz çelikte de üç gün sonra dahi canlı virüslere rastlandı. Karton yüzeyde 24 saat sonra canlı virüse rastlanmadı. Virüsün bakır üstünde etkinliğini yitirmesi ise dört saat sürdü.  
Yarılama süresine ilişkin olarak aerosol damlacığındaki virüsün parçacıklarının yarısının etkisini yaklaşık 66 dakikada kaybettiği saptandı. Bu, bir 66 dakika daha sonra virüs parçacıklarının dörtte üçünün etkinliğini yitirdiği, ancak yüzde 25’inin canlılığını koruduğu anlamına geliyor. Makale'nin
MAKALE Yapılan yeni bir araştırmaya göre Kovid-19 riski en yüksek mekanlar belirlendi. Bu mekanlar arasında estoranlar, spor salonları, oteller, kafeler ve dini kurumlar yer aldı.   Yeni bir çalışma, ABD’nin büyük şehirlerindeki çoğu Kovid-19 vakasının sadece birkaç yere yapılan ziyaretlerden kaynaklandığını öne sürüyor.

Buna göre restoranlar, spor salonları ve diğer kalabalık kapalı mekanlar ABD koronovirüs salgınının ilk aylarında enfeksiyonların yüzde 80'inden sorumlu.  
Salı günü saygın bilim dergisi Nature’da yayımlanan araştırmada bu mekanların doluluğunu azaltmanın, hastalığın yayılmasını önemli ölçüde yavaşlatabileceği belirtildi.

Çalışmanın yazarlarından ve Stanford Üniversitesi'nden Doç. Dr. Makale'nin

Glisemik İndeks Nedir?

6 ay önce 738 Okunma
MAKALE Teknik bir terim olsa da son yıllarda glisemik indeks terimini sık sık duymaya başladık. Özellikle sağlıklı bir şekilde kilo vermek isteyenlerin, dengeli beslenmek isteyenlerin ve diyabet hastalarının yakından bildiği glisemik indeks aslında sayısal bir değer ifade etmektedir. Kısaca tanımlamak gerekirse glisemik indeks, bir besinde bulunan karbonhidrat miktarının kandaki glikoz miktarına (kan şekeri) olan etkisinin sayısal değeridir. Yani, glisemik indeks bir gıdanın kan şekerini yükseltme kapasitesidir. Besinler arası farklılık gösteren glisemik indeks değerlendirmesi 0 ve 100 arasında yapılır. Bu değerler sadece besinin çeşidine göre değil besinin ham veya olgun olması, işlenme şekli, pişirilme aşamaları gibi faktörlere göre de değişim göstermektedir. Makale'nin
MAKALE Küfler, sıcak, rutubetli ve karanlık ortamlarda üreyen bir mantar türüdür. Alerjik hastalıklara, küflerin spor ismi verilen ve solunum havasına karışan küçük tanecikleri neden olurlar. Her küfün daha çok ürediği bir mevsimi vardır, ama alerji yaratan küflerin bir çoğu sonbaharın ilk günlerinde daha çok üremektedirler. Küfler, doğada çok bol bulunur. Toprakta, saman, tohum, hububat ve ağaçlarda çok miktarda küf vardır. Küfler, güneş görmeyen yerlerde daha iyi ürerler. Küfler, polenlerin aksine soluduğumuz havada tüm yıl boyunca bulunurlar. Sadece kar toprağı tamamen kapladığı zaman havada küf bulunmaz.

Küfler, evlerimizde çöp kaplarında, banyolarda, bulaşıkta, kirli ve ıslak çamaşırda, halılarda, şilte ve yastıklarda, bodrum ve tavan arası gibi karanlık ortamlarda çokturlar. Makale'nin
MAKALE MADDE 19 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür. Ekleri için tıklayınız...
 Kaynak:Resmi Gazete

  Hijyen kontrolünde elinizi güçlendiren ürünümüz Hytech Slide'a yakından bakınız.
  Hytech Slide alet, ekipman, personel gibi tüm yüzeylerden (katı/sıvı) mikrobiyolojik analiz yapmanızı sağlayan bir üründür.   Hytech Slide hakkında bilgi almak için TIKLAYINIZ.   Hijyen analizlerinizde Hazır besiyerlerimizi güvenle kullanabilirsiniz.   Hazır besiyerleri hakkında bilgi almak için TIKLAYINIZ.  Makale'nin

Aspergillus Nedir ?

8 ay önce 1479 Okunma
MAKALE
  Büyüme ve dağılımı

Aspergillus türleri aerobiktirler ve bol oksijenli hemen her ortamda rastlanırlar, yüzeyde küf olarak büyürler. Mantarlar genelde bol karbonlu yüzeylerde, glikoz gibi monosakkaritler ile büyümelerine karşın, Aspergillus amilaz enzimleri salgıladığı için nişasta gibi polisakkaritleri de kullanabilir. Bu yüzden Aspergillus türleri ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerin bozulmalarında sıkça görülür, ayrıca çoğu bitki ve ağaç üzerinde de büyürler.

Glikoz, früktoz, maltoz ve nişasta gibi karbon kaynakları ile büyüyebilmelerinin yanı sıra çoğu Aspergillus türü besin maddelerinin çok düşük konsantrasyonda olduğu veya başka organizmaların kullanmadığı besin kaynaklarının olduğu ortamlarda da büyüme yeteneğine sahiptir. Bunun başlıca örneği olan A. Makale'nin

Ultraviyole Işınlar

8 ay önce 872 Okunma
MAKALE Ultraviyole ışınların en büyük kaynağı güneştir. Güneşten yayılan enerjinin yaklaşık % 9'u ultraviyole radyasyonudur. Bunun da ancak % 14'ü 3000 A°'dan küçük dalga boylu bölgeye aittir. Güneşten gelen mor ötesi ışınların yarıdan fazlası atmosferde tutulur. Atmosferde tutulan (absorbe olan) radyasyonun ekserisi küçük dalga boylu radyasyonlardır. Öyle ki, 3000 A° olan küçük dalga boylu ışınlar, yeryüzüne hemen hemen hiç gelmez.  
Ultaviyole ışınlar görünen ışınlar gibi optik kurallarına uyarlar. Kuvars, florit ve damıtık sudan rahatlıkla geçtikleri halde, görünen ışınlar için geçirgen olan birçok madde tarafından tutulurlar. Mesela alelade pencere camı 3000 A°dan kısa dalga boylu ışınları geçirmez. Makale'nin
MAKALE Nişasta Miktarı:

Besinlerde genel olarak fazla miktarda bulunan karbonhidrat nişasta olup, bu besinlerin glisemik indekslerini etkileyen başlıca faktördür. Nişastanın türü ve amiloz/amilopektin oranı da yenilen besinin glisemik indeksini etkiler. Amiloz oranının amilopektinden fazla olması düşük glisemik indeksi sağlar. Örneğin; amiloz içeriği yüksek olan baklagillerin glisemik indeksi düşük, amilopektin içeriği yüksek olan buğday ununun ise glisemik indeksi yüksektir. Pirinçlerde bu indeks pirincin türüne göre değişir. Sindirilemeyen dirençli nişasta, emilmeyip doğrudan kalın bağırsağa geçer ve kan şekerini pek yükseltmez. Bu sebeple, dirençli nişasta içeriği yüksek besinlerin glisemik indeksi düşüktür diyebiliriz. Makale'nin