HABERLER

MAKALE Gıda üretim tesisleri, gıda işleme tesisleri, laboratuvarlar, gıda ambalajı, gıda lojistik ve depolama tesisleri, restoran ve ağırlama sektörlerindeki mutfakların da dahil olduğu Gıda Sektörü günümüzde birçok sorun ile karşı karşıya kalmaktadır:  

- Ürünlerin daha üzün süre taze olarak kalması
- Daha uzun raf ömrü
- Gıda sanayinde Salmonella,E. coli, Campylobacter, Listeria vb. mikrobik tehditler.
- Geliştirilmiş ürün kalitesi ve düşük müşteri şikayetleri
- Geliştirilmiş üretim ve lojistik verimliliği
- HACCP uyum (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları)
- Daha az fire
- Karbon azaltma programları

Gıdaların, üretim, ambalajlama, bekleme, işleme, taşıma esnasında kirli yüzeylerle ve kirli hava ile temas etmesi raf ömürlerinin kısalmasına neden olan önemli etkenlerden biridir. Makale'nin
MAKALE
  Araştırmacılar, öksürük veya hapşırık sonucu oluşan mikroskobik damlacıkları kopayalayan bir aerosol hazırladı. Testler, virüsün aerosol içinde en az üç saat daha yaşadığını veya insanlara bulaşabildiğini gösterdi.

Plastik veya paslanmaz çelikte de üç gün sonra dahi canlı virüslere rastlandı. Karton yüzeyde 24 saat sonra canlı virüse rastlanmadı. Virüsün bakır üstünde etkinliğini yitirmesi ise dört saat sürdü.  
Yarılama süresine ilişkin olarak aerosol damlacığındaki virüsün parçacıklarının yarısının etkisini yaklaşık 66 dakikada kaybettiği saptandı. Bu, bir 66 dakika daha sonra virüs parçacıklarının dörtte üçünün etkinliğini yitirdiği, ancak yüzde 25’inin canlılığını koruduğu anlamına geliyor. Makale'nin
MAKALE Yapılan yeni bir araştırmaya göre Kovid-19 riski en yüksek mekanlar belirlendi. Bu mekanlar arasında estoranlar, spor salonları, oteller, kafeler ve dini kurumlar yer aldı.   Yeni bir çalışma, ABD’nin büyük şehirlerindeki çoğu Kovid-19 vakasının sadece birkaç yere yapılan ziyaretlerden kaynaklandığını öne sürüyor.

Buna göre restoranlar, spor salonları ve diğer kalabalık kapalı mekanlar ABD koronovirüs salgınının ilk aylarında enfeksiyonların yüzde 80'inden sorumlu.  
Salı günü saygın bilim dergisi Nature’da yayımlanan araştırmada bu mekanların doluluğunu azaltmanın, hastalığın yayılmasını önemli ölçüde yavaşlatabileceği belirtildi.

Çalışmanın yazarlarından ve Stanford Üniversitesi'nden Doç. Dr. Makale'nin

Glisemik İndeks Nedir?

27 gün önce 162 Okunma
MAKALE Teknik bir terim olsa da son yıllarda glisemik indeks terimini sık sık duymaya başladık. Özellikle sağlıklı bir şekilde kilo vermek isteyenlerin, dengeli beslenmek isteyenlerin ve diyabet hastalarının yakından bildiği glisemik indeks aslında sayısal bir değer ifade etmektedir. Kısaca tanımlamak gerekirse glisemik indeks, bir besinde bulunan karbonhidrat miktarının kandaki glikoz miktarına (kan şekeri) olan etkisinin sayısal değeridir. Yani, glisemik indeks bir gıdanın kan şekerini yükseltme kapasitesidir. Besinler arası farklılık gösteren glisemik indeks değerlendirmesi 0 ve 100 arasında yapılır. Bu değerler sadece besinin çeşidine göre değil besinin ham veya olgun olması, işlenme şekli, pişirilme aşamaları gibi faktörlere göre de değişim göstermektedir. Makale'nin
MAKALE Küfler, sıcak, rutubetli ve karanlık ortamlarda üreyen bir mantar türüdür. Alerjik hastalıklara, küflerin spor ismi verilen ve solunum havasına karışan küçük tanecikleri neden olurlar. Her küfün daha çok ürediği bir mevsimi vardır, ama alerji yaratan küflerin bir çoğu sonbaharın ilk günlerinde daha çok üremektedirler. Küfler, doğada çok bol bulunur. Toprakta, saman, tohum, hububat ve ağaçlarda çok miktarda küf vardır. Küfler, güneş görmeyen yerlerde daha iyi ürerler. Küfler, polenlerin aksine soluduğumuz havada tüm yıl boyunca bulunurlar. Sadece kar toprağı tamamen kapladığı zaman havada küf bulunmaz.

Küfler, evlerimizde çöp kaplarında, banyolarda, bulaşıkta, kirli ve ıslak çamaşırda, halılarda, şilte ve yastıklarda, bodrum ve tavan arası gibi karanlık ortamlarda çokturlar. Makale'nin
MAKALE MADDE 19 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür. Ekleri için tıklayınız...
 Kaynak:Resmi Gazete

  Hijyen kontrolünde elinizi güçlendiren ürünümüz Hytech Slide'a yakından bakınız.
  Hytech Slide alet, ekipman, personel gibi tüm yüzeylerden (katı/sıvı) mikrobiyolojik analiz yapmanızı sağlayan bir üründür.   Hytech Slide hakkında bilgi almak için TIKLAYINIZ.   Hijyen analizlerinizde Hazır besiyerlerimizi güvenle kullanabilirsiniz.   Hazır besiyerleri hakkında bilgi almak için TIKLAYINIZ.  Makale'nin

Aspergillus Nedir ?

3 ay önce 489 Okunma
MAKALE
  Büyüme ve dağılımı

Aspergillus türleri aerobiktirler ve bol oksijenli hemen her ortamda rastlanırlar, yüzeyde küf olarak büyürler. Mantarlar genelde bol karbonlu yüzeylerde, glikoz gibi monosakkaritler ile büyümelerine karşın, Aspergillus amilaz enzimleri salgıladığı için nişasta gibi polisakkaritleri de kullanabilir. Bu yüzden Aspergillus türleri ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerin bozulmalarında sıkça görülür, ayrıca çoğu bitki ve ağaç üzerinde de büyürler.

Glikoz, früktoz, maltoz ve nişasta gibi karbon kaynakları ile büyüyebilmelerinin yanı sıra çoğu Aspergillus türü besin maddelerinin çok düşük konsantrasyonda olduğu veya başka organizmaların kullanmadığı besin kaynaklarının olduğu ortamlarda da büyüme yeteneğine sahiptir. Bunun başlıca örneği olan A. Makale'nin

Ultraviyole Işınlar

4 ay önce 441 Okunma
MAKALE Ultraviyole ışınların en büyük kaynağı güneştir. Güneşten yayılan enerjinin yaklaşık % 9'u ultraviyole radyasyonudur. Bunun da ancak % 14'ü 3000 A°'dan küçük dalga boylu bölgeye aittir. Güneşten gelen mor ötesi ışınların yarıdan fazlası atmosferde tutulur. Atmosferde tutulan (absorbe olan) radyasyonun ekserisi küçük dalga boylu radyasyonlardır. Öyle ki, 3000 A° olan küçük dalga boylu ışınlar, yeryüzüne hemen hemen hiç gelmez.  
Ultaviyole ışınlar görünen ışınlar gibi optik kurallarına uyarlar. Kuvars, florit ve damıtık sudan rahatlıkla geçtikleri halde, görünen ışınlar için geçirgen olan birçok madde tarafından tutulurlar. Mesela alelade pencere camı 3000 A°dan kısa dalga boylu ışınları geçirmez. Makale'nin
MAKALE Nişasta Miktarı:

Besinlerde genel olarak fazla miktarda bulunan karbonhidrat nişasta olup, bu besinlerin glisemik indekslerini etkileyen başlıca faktördür. Nişastanın türü ve amiloz/amilopektin oranı da yenilen besinin glisemik indeksini etkiler. Amiloz oranının amilopektinden fazla olması düşük glisemik indeksi sağlar. Örneğin; amiloz içeriği yüksek olan baklagillerin glisemik indeksi düşük, amilopektin içeriği yüksek olan buğday ununun ise glisemik indeksi yüksektir. Pirinçlerde bu indeks pirincin türüne göre değişir. Sindirilemeyen dirençli nişasta, emilmeyip doğrudan kalın bağırsağa geçer ve kan şekerini pek yükseltmez. Bu sebeple, dirençli nişasta içeriği yüksek besinlerin glisemik indeksi düşüktür diyebiliriz. Makale'nin
MAKALE Akrilamid, ilk kez 1893 yılında Almanya’da Christian Moureau tarafından kimyasal bir bileşik olarak bulunmuştur. Ticari olarak 1952-1954 yılları arasında kimyasal amaçlı olarak Almanya’da kullanılmış, gıda ve sulardaki önemi ise 2002 yılında İsveç Ulusal Gıda Dairesi (NFA) ve Stokholm Üniversitesi’nden bilim adamlarınca açıklanmıştır.  İsveçli bilim adamlarının açıklamasının ardından yapılan çalışmalarda, kızartılmış, fırınlanmış ve kavrulmuş gıda maddelerinin hemen tamamında birkaç ppb seviyesinden birkaç ppm seviyesine kadar değişen miktarlarda akrilamid tespit edilmiştir. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm dünyada büyük ilgiyle karşılanmış ve konu ‘ciddi problem’ olarak ele alınmıştır. Makale'nin
MAKALE Farklı küfler tarafından farklı mikotoksinler üretilmektedir. Bunlar için de en yaygın ve tehlikeli olanlardan birisi de aflotoksinlerdir. Aflotoksinler; küflerin uygun sıcaklık, nem ve besi ortamında gelişmesiyle oluşmaktadır. Sert kabuklu yağlı-kuru meyveler (fındık, yer fıstığı, antep fıstığı,v.b.), bazı kuru meyveler (kuru incir, kuru üzüm,v.b.) , yağlı tohumlar (pamuk tohumu), özellikle mısır, susam başta olmak üzere tahıllar ve baharatlar (kırmızı biber, karabiber, hindistan cevizi v.b.) aflatoksin yönünden riskli ürünlerdendir. Bazı hayvansal ürünlerde (et, süt, peynir v.b.) aflatoksin içerebilmektedir. Ayrıca un ve unlu mamuller, kahve çekirdeği, hurma, badem gibi ürünlerde de aflatoksin oluşabilmektedir.    Alınabilecek Önlemler

1. Küflerle bulaşık olmayan, küf gelişmesine dayanıklı tohumluk, damızlık kullanılarak işe başlanmalıdır. Makale'nin
MAKALE
 
Yumurta numaralandırma sistemi ile yumurtalar dört temel gruba ayrılıyor. Bu da yumurtaların üzerindeki numaraların en başındaki tek haneli kod ile belirtiliyor.

Kod 0 ile başlıyorsa; organik tavuk yumurtası,

Kod 1 ile başlıyorsa; serbest dolaşan tavuk yumurtası,

Kod 2 ile başlıyorsa; kümeste/kapalı ortamda özgür gezen tavuk yumurtası,

Kod 3 ile başlıyorsa; kafes tavuk yumurtası anlamına geliyor.


0 kodlu organik tavuk yumurtaları hem tavukların yaşam alanının ve şeklinin doğal olduğunu, hem de beslenme içeriğinin organik ve doğal olduğu anlamına geliyor.  1 kodlu yumurtalarda ise serbest gezen tavukların beslenmesinin organik olduğu garantilenmiyor, doğal içerikte olmayan endüstriyel yemlerle beslenen tavuklar da bu kodla satılabiliyor. Makale'nin