Peynir Üretiminde Karşılaşılan Mikrobiyal Bozulmalar ve Korunma Yöntemleri
25
kez okundu
17 sa. önce eklendi
Peynir, içerdiği protein, yağ, mineral ve kullanılabilir besin öğeleri nedeniyle yalnızca insanlar için değil, uygun koşullar oluştuğunda birçok mikroorganizma için de elverişli bir ortamdır. Peynir üretiminde starter kültürler ve olgunlaşma mikroorganizmaları ürünün karakteristik yapısını oluştururken, istenmeyen bakteri, maya ve küflerin gelişmesi kalite kaybına, raf ömrünün kısalmasına ve ekonomik kayıplara neden olabilir. Bu nedenle mikrobiyal kontrol yalnızca son ürün analizi olarak değil, sütün işletmeye girişinden paketlemeye kadar devam eden bütüncül bir süreç olarak ele alınmalıdır. Codex Alimentarius da süt ve süt ürünlerinde hijyen kontrolünün tüm üretim zinciri boyunca uygulanmasını temel yaklaşım olarak benimsemektedir.
Peynirde En Sık Görülen Mikrobiyal Bozulmalar
En dikkat çekici problemlerden biri gaz oluşumu ve peynirde şişmedir. Üretimin erken dönemlerinde koliform bakteriler, bazı mayalar ve istenmeyen fermentatif bakteriler gaz oluşturarak peynir içerisinde düzensiz gözler, çatlaklar ve yapı bozuklukları meydana getirebilir. Bu durum çoğunlukla yetersiz hammadde hijyeni, üretim ekipmanlarından bulaşma veya fermantasyonun yeterince hızlı ilerlememesiyle ilişkilidir.
Sert ve yarı sert peynirlerde karşılaşılan daha önemli sorunlardan biri ise geç şişme (late blowing) olarak adlandırılan bozulmadır. Bunun en önemli etkenlerinden biri Clostridium tyrobutyricum olmakla birlikte C. butyricum ve C. sporogenes gibi sporlu bakteriler de rol oynayabilir. Bu mikroorganizmalar peynirdeki laktatı fermente ederek bütirik asit ile birlikte hidrojen ve karbondioksit oluşturabilir. Sonuçta peynir içerisinde büyük boşluklar, çatlaklar, şişme ve karakteristik istenmeyen koku-tat kusurları meydana gelir. Clostridium sporlarının özellikle çiğ süt üzerinden peynir üretimine taşınabildiği ve sporların proses koşullarına oldukça dirençli olduğu bilinmektedir.
Maya ve küf gelişimi ise peynirlerde en yaygın yüzey bozulmalarındandır. Özellikle uygun olmayan depolama sıcaklığı, yüksek ortam nemi, ambalaj problemleri ve üretim ortamındaki hava veya yüzey kontaminasyonu küf gelişimini hızlandırabilir. Penicillium, Mucor ve bazı diğer küfler istenmeyen renk, koku ve tat değişikliklerine neden olabilir. Salamuralı peynirlerde ise Debaryomyces, Kluyveromyces, Rhodotorula ve benzeri mayaların aşırı gelişimi kalite kaybıyla ilişkilendirilmektedir.
Çiğ sütte çoğalabilen Pseudomonas gibi soğukta gelişebilen bakteriler de önemlidir. Bu mikroorganizmaların oluşturduğu proteolitik ve lipolitik enzimler, sonraki üretim aşamalarında peynirin tat, aroma, yapı ve raf ömrünü olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca pastörizasyon değil, pastörizasyon öncesindeki süt kalitesi de son ürün açısından büyük önem taşır.
Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır: Listeria monocytogenes, Salmonella ve patojen E. coli gibi mikroorganizmalar her zaman gözle görülür bir “bozulma” meydana getirmeyebilir; ancak gıda güvenliği açısından çok daha kritik kontaminasyon etkenleridir. Özellikle yumuşak ve yüksek nemli peynirlerde Listeria monocytogenes kontrolü üretim ortamı hijyeninin temel konularından biridir.
Mikrobiyal Bozulmadan Nasıl Korunulur?
Peynir üretiminde başarılı mikrobiyal kontrolün başlangıç noktası kaliteli ve düşük mikrobiyal yüke sahip süt kullanılmasıdır. Sağım hijyeni, süt tanklarının temizliği, hızlı soğutma ve soğuk zincirin korunması başlangıç kontaminasyonunu önemli ölçüde sınırlar. Özellikle Clostridium problemi açısından hayvan beslemede kullanılan silajın kalitesi ve sağım sırasında meme yüzeylerinin temizliği de süt içerisindeki spor yükünü etkileyebilmektedir.
Üretim sırasında doğru pastörizasyon uygulaması, uygun starter kültür kullanımı, hızlı ve kontrollü asitlik gelişimi, tuz konsantrasyonu, pH, sıcaklık ve nemin kontrol altında tutulması istenmeyen mikroorganizmaların gelişmesini sınırlar. Ancak pastörizasyon tek başına yeterli bir hijyen yöntemi değildir; özellikle sporlu bakteriler ve pastörizasyon sonrasında oluşabilecek çevresel bulaşmalar nedeniyle üretim hattının tamamı kontrol altında tutulmalıdır.
Tanklar, dolum makineleri, peynir kalıpları, kesme ekipmanları, salamura sistemleri, personel elleri, temas yüzeyleri, drenaj noktaları ve üretim havası düzenli olarak izlenmelidir. Temizlik işleminin yapılmış olması kadar, temizliğin mikrobiyolojik ve organik kalıntı açısından doğrulanması da önemlidir.
Son ürün analizlerinin yanında üretim ortamından düzenli yüzey ve hava örnekleri alınması; toplam canlı bakteri, maya-küf, koliform/E. coli ve üretim riskine göre belirlenen hedef mikroorganizmaların takip edilmesi, kontaminasyonun son ürüne ulaşmadan fark edilmesini sağlar.
Peynir üretiminde amaç yalnızca bozuk ürünü tespit etmek değil, bozulmaya neden olan mikroorganizmanın hangi aşamadan geldiğini mümkün olduğunca erken belirlemektir. Güçlü bir hammadde kontrolü, doğrulanmış temizlik-dezenfeksiyon programı, çevresel mikrobiyolojik izleme ve doğru proses parametreleri birlikte uygulandığında hem ürün kalitesi hem raf ömrü hem de üretim güvenliği önemli ölçüde güçlendirilir.
@import url(http://www.diatek.com.tr/CuteSoft_Client/CuteEditor/Load.ashx?type=style&file=SyntaxHighlighter.css);