HABERLER
MAKALE
Ketçap, domates, şeker ve baharatlardan yapılan bir sos olup, olgun ve kırmızı renkli domates ve domates suyu, domates konservesi, domates püresi veya domates salçası gibi domates mamullerine gerekli teknolojik işlemler uygulanarak ve içerisine katkı maddeleri ile aroma veren yenilebilir doğal maddeler katılarak tekniğine uygun olarak hazırlanmış bir mamuldür. Kısaca, Salça, şeker (glikoz şurubu), sirke, tuz, nişasta ve koruyucuların pastörize edilmesiyle elde edilen bir üründür.
Günümüzde ketçap tamamen domatesten yapılmış bir sos olarak tanınır. Halbuki ketçap, asırlar boyu yemeğe tat veren ve iştah açan, değişik yiyeceklerden hazırlanmış bir sos olarak bilindi.
Makale'nin
YÖNTEM
Un, şeker ve tuz, “insan sağlığı için tehlikeli üç beyaz” olarak da adlandırılmaktadır. Tüketimde sürekli artan talep ve yüksek maliyetler, üreticileri daha az maliyetle, daha kolay hammadde ve dolayısıyla daha ucuz son ürün eldesi yolunda arayışlara itmektedir. Bu sebeple, insan sağlığı gözetilmeksizin, sağlıksız yollardan veya yapay olarak elde edilen hammaddeler keşfedilmeye ve gıda sanayinde kullanılmaya başlanmıştır.
Bu durum, özellikle son yıllarda, önüne geçilemez derecede yaygınlaşmıştır. Doğal şeker yerine kullanılan nişasta bazlı şeker de bu hammaddelerden biridir. Daha az maliyetle elde edilen ve gazozdan çikolataya pek çok üründe kullanılan nişasta bazlı şeker (NBŞ), bazı AB ülkelerinde yasaklanmaka birlikte, ülkemizde, özellikle merdiven altı tabir edilen üretim alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır.
Makale'nin
MAKALE
Halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet hastalığı (Diabetes Mellitus), tüm toplumlarda yaygın olarak görülen ve ciddi sonuçlara yol açabilen bir hastalıktır. Bu hastalık tam olarak tedavi edilememekle birlikte, diabet hastası kişiler, uygun tedaviyi yaşam tarzı haline getirerek, yaşam standartlarını koruyabilirler. Diabetes Mellitus (DM), vücudtta bulunan bir salgı bezi olan pankreasın yeterli insulin hormanu üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan bir hastalıktır.
Normal metabolizmada besinler, vücudun başlıca yakıtı olan glukoza (şeker) dönüşmek üzere bağırsaklarımızda parçalanırlar. Daha sonra bu glukoz bağırsaklardan kana geçer ve kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireylerde kana geçen glukoz pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla hücrelerin içine taşınır.
Makale'nin
MAKALE
Gıdalar insanlarda çeşitli reaksiyonlara sebep olabilirler. Bu reaksiyonlar içerisinde en sık görülenler alerjik reaksiyonlardır. Gıda alerjileri bebeklikten yaşlılığa kadar her yaştan insanda görülebilir. Gıda alerjisinin şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Reaksiyonlar fark edilemeyecek kadar hafif veya ölümcül derecede ciddi olabilir.
Bazı gıdalar kişilerin intoleransına bağlı alerjik reaksiyonlara sebep olurken, bazı gıdalar doğaları gereği alerjen olabilirler. Bu tarz gıdaların alerjileri yine kişilerin tolerans seviyelerine bağlı olarak farklı şiddette belirtiler gösterirler.
Gıda alerjileri her yaşta görülebilmekle birlikte, en çok bebekleri ve çocukları etkilerler. Doğum sonrası erken dönemde tam olarak gelişmemiş olan sindirim ve savunma sistemi, özellikle bebekleri alerjilere karşı daha duyarlı hale getirir.
Makale'nin
YÖNTEM
Ballarda uzun süreli ısıtma nedeni ile enzim kaybı meydana gelmekte ve früktozun parçalanması ile HMF (hidroksimetil furfurol) oluşmaktadır. Balların uzun süre yüksek sıcaklıkta ısıtılması ya da uzun süre kötü koşullarda depolanması balın besin maddeleri içeriğinin düşmesine ve HMF miktarının yükselmesine neden olmaktadır. HMF miktarının yükselmesi ballarda istenmeyen bir durumdur. Bu nedenle ballarda HMF tayini yapılmaktadır.
Yöntem, Hidroksimetil furfurolun, paratoluidin ve barbitürik asit reaksiyonu sonucunda ortaya çıkan renk yoğunluğunun spektofotometre ile absorbansı okunarak belirlenmesi ilkesine dayanır.
Bal numunesinde bulunan ve karbonhidratların ısıtılması ile oluşan hidroksimetil furfurol, paratoluidin ve barbitürik asit ile reaksiyona sokularak renkli bir maddeye dönüştürülür.
Makale'nin
YÖNTEM
Su analizleri başta olmak üzere, büyük partikülller içermeyen sıvıların mikrobiyolojik analizlerinde membran filtrasyon yöntemi kullanılabilir.
Membran filtrasyon sistemi, filtre tutucusu, vakum pompası, vakum hortumu, hava filtresi, vakum erleni, dozajlama şırıngası, şırınga ucu filtre, paslanmaz çelik pens, besiyeri ve membran filtrelerden oluşmaktadır. Membran filtrasyon sisteminin kapasitesine göre huni sayısı değişkenlik gösterir. Tekli, üçlü veya altılı hunili gibi çeşitleri vardır.
Membran filtrasyonda amaç, sıvı örnek içerisindeki partiküllerin tutulmasıdır. Bu işlem fiziksel bir işlemdir. Filtrasyon sisteminde kullanılmak üzere, partiküllerin filtre üzerinde kalması için uygun por çapına sahip filtreler kullanılır.
Makale'nin
YÖNTEM
Gıdalarda tuz, kimyasal olarak sodyum klorür (NaCl) formda bulunur. Normalitesi belli AgNO3 çözeltisi ile titre edilerek tuz miktarının saptanması ilkesine dayanan yönteme Mohr Yöntemi denir.
Kullanılan Kimyasallar:
0,1 N Gümüş nitrat (AgNO3) çözeltisi
% 5’lik potasyum kromat (K2CrO4) çözeltisi
Yapılışı:
Titrasyon düzeneği hazırlanır. Bürete 0.1 N AgNO3 doldurulur ve "0"ayarı yapılır.
Homojen hale getirilmiş örnekten 10 g erlene tartılır (Eğer örnek sıvıysa, doğrudan 10ml alınarak suyla seyreltilir). Titre edilecek örneğin pH’ı nötr ya da nötre yakın olmalıdır.
1 ml K2CrO4 eklenir
Bürete doldurulmuş 0.1 N AgNO3 ile büret musluğu kontrollü olarak açılıp önce hızlı sonra yavaş damlalar hâlinde çalkalayarak titrasyon yapılır.
0.
Makale'nin
YÖNTEM
Bu analiz, çikolata örneklerinde yağsız kakao kitlesi analizi yapmak için kullanılır.
Analizin prensibi, Spektrofotometrik yolla, numunede teobromin miktarı tayiniyle, teobromin miktarından yağsız kakao kitlesinin hesaplanması esasına dayanmaktadır.
Malzemeler:
Kurşun asetat çözeltisi
Sodyum bi karbonat (NaHCO3)
Hidroklorik asit çözeltisi, % 10 luk
Ölçülü balon
Katlı filtre kağıdı
Erlen Pipet
Kaynama tası
UV Spektrofotometre, 1 cm ışık yollu, 250 nm ve daha yüksek dalga boyunda okuma yapabilen
Genel laboratuvar araç ve gereçleri
Kurşun asetat çözeltisinin hazırlanması: Kurşun asetat çözeltisi, kaynamakta olan 350 ml su içinde 115gr kurşun asetat Pb(CH3COO)2.3H2O çözülür ve yavaş yavaş karıştırılarak üzerine 60gr kurşun oksit ilave edilir.
Makale'nin
MAKALE
Şeker, günlük hayatımızda tüketmekten keyif aldığımız hemen her gıdanın içerisinde doğal veya yapay olarak bulunmaktadır. İnsan vücudunun temel ihtiyaçlarından karbonhidratların sağlanabilmesi için şeker tüketimi gerekmektedir.
Metabolizmanın işleyişinde karbonhidratlar, vücudun enerji kaynakları arasında ilk sıradadır. Şekerler, verdikleri güzel tat sayesinde, insanların en çok severek tükettikleri gıdalarda kullanılmaktadır. Tüm besin maddelerinde olduğu gibi, şekerleri de kararında tüketmek önemlidir. Aşırı veya gereğinden az şeker tüketimi, metabolik ve sistemik rahatsızlıklara yol açabilir.
Doğal olarak tükettiğimiz pek çok gıdanın, sebze ve meyvelerin içerisinde belli miktarlarda şeker bulunmaktadır. Yine endüstriyel olarak üretilen gıdaların da bir çoğunun içerisine şeker katılmaktadır.
Makale'nin
YÖNTEM
Listeria monocytogenes (L. monocytogenes), insan ve hayvanlarda değişik enfeksiyonlar meydana getiren, gram pozitif, tekli veya kısa zincir formunda, çomak şeklinde, hareketli (18-26°C’de), sporsuz ve kapsülsüz bir bakteridir.
Son derece dayanıklı ve 4°C (buzdolabı sıcaklığı) - 37°C (vücut sıcaklığı) aralığında rahatlıkla üreyebilir. Düşük sıcaklıklarda üreme yeteneği bakterinin dondurulmuş gıdalarda çoğalmasına imkan verir.
Listeriosis, L. monocytogenes'in sebep olduğu genel hastalık grubuna verilen isimdir.İnsanlarda menenjit, septisemi, konjonktivit, deri ve mukoza lokasyonları ve kan tablosunda monositoz görülebilir. Bununla birlikte, listeriosis hastalığının asıl öldürücü etkisi, sinir sistemine sıçraması sonucunda yol açtığı menenjit ile gözlenir.
Makale'nin
YÖNTEM
Kayısı meyvesi, dünyanın hemen her yerinde yetişebilse de, daha çok Akdeniz’e yakın olan ülkelerde, Avrupa, Orta Asya, Amerika ve Afrika kıtalarına yayılmış ve burada yetişme alanları bulmuştur. Dünya yaş kayısı üretiminde Türkiye birinci sıradadır. Üretimin %10-15’i Türkiye’de yapılmaktadır. Türkiye’de kayısı üretimi Malatya, Elazığ, Erzincan bölgesi ,Kars, Iğdır bölgesi, Akdeniz (Mersin, Mut, Antakya) bölgesi,Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi ,İç Anadolu Bölgesi’nde yapılmakla birlikte, bu iller arasında birinci sırayı Malatya almaktadır.
Kayısı lezzetli ve her yaştan insanın severek tükettiği bir meyve olmakla birlikte, hasat döneminin kısa olması ve taze kayısının çabuk bozulması nedeniyle kayısı daha çok kurutularak veya işlenerek değerlendirilmektedir.
Makale'nin
MAKALE
Çevre ve Orman Bakanlığı “Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ” uyarınca, yetiştiricilik tesislerinin yaptırmakla yükümlü oldukları, kontrol amaçlı bazı analizler vardır. Bu analiz parametreleri, pH, AKM, Secchi Diski derinliği, tuzluluk, sıcaklık, çözünmüş oksijen, amonyum azotu, toplam azot, toplam fosfor, klorofil-a, toplam organik karbondur. Tüm bu parametrelere ilave olarak, alandaki bentik flora ve fauna türleri ile birlikte, Beggiatoa bakterilerinin dağılımı da tespit edilmelidir.
Bu Tebliğin 6 ncı maddesinde belirtilen parametrelerle ilgili ölçüm ve analizler Çevre ve Orman Bakanlığı’nca yetki verilen üniversiteler ile özel veya kamu kurum ve kuruluş laboratuvarlarında yapılır.
Balık çiftliklerinden atılan organik yük, yenmemiş yemler ve dışkılardan oluşur.
Makale'nin